//--> CSS-WebTasarim.Tr.Gg

enguncelkonular

NASREDDIN HOCA FIKRALARI 2

KEŞİŞ


Bir kesis dünyanin en akilli adamini bulmak için diyar diyar geziyormus sira Nasreddin hocanin köyüne gelmis ve köylülere sormus.
-Sizin köyün en akilli adami kim?
demis. Köylülerde:
- Nasreddin Hoca demis.
bunun üzerine kesis köy meydaninda
hoca ile görüsmeye baslamis ve eline bir çomak almis yere bir daire çizmis, nasreddin hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüs, kesis bir dogru daha çizerek daireyi dörde bölmüs,hocada dörde bölünmüs dairenin üç dilimine çarpi isareti koymus,kesis elleriyle asagidan yukariya dogru hareket yapmis,hocada yukaridan asagiya yapmis ve kesis büyük bir hayranlikla hocayi tebrik etmis. Olup bitenden bir sey anlamayan halk kesise ne oldugunu sormus kesisde :
- Bu adam gerçekten dünyanin en akilli adami, yere dünya çizdim o ortadan ekvator geçer dedi,ben dünyayi dörde böldüm o da dört de üçü sudur dedi,ben yerden buharlasma sonucunda ne olur dedim o da yagmur yagar dedi.
Bu sefer hocaya neler oldugunu sorar halk Hoca da:
- Bu adam oburun biri, yere bir tepsi baklava çizdi ben de yarisi benim dedim, daha sonra tepsiyi dörde böldü o zaman dört de üçü benim dedim, o da tepsi altindan atesi hafif hafif almali dedi ben de üstüne findik fistik ekelersek daha iyi olur dedim




:-) :-) :-) :-) :-)



KIRK BALTA




Nasreddin Hoca evine sık, sık ciğer getirdiği halde bir türlü onları yemek kendisine nasip olmaz. Her seferinde hanımı :
-- Kahrolası kedi ciğeri yedi.
-- Hınzır hayvan ciğeri yemiş.
-- Canı çıkasıca sarman kedi ciğeri aşırmış, diye bahaneler uyduruyormuş.
Bir gün dayanamamış Hoca. Hemen bir kenarda duran baltayı kapıp, mutfak dolabına yerleştirmiş. Hanımı:
-- Ne yapıyorsun Hoca demiş, baltanın dolapta işi ne? Hoca cevap vermiş:
-- Hanım hanım, sen bizim kediyi hâlâ tanıyamamışsın. Üç akçelik ciğere tenezzül eden hayvan kırk akçelik baltayı bırakır mı sanıyorsun?.




:-) :-) :-) :-) :-)



KUSUR NEREDE ?





Hoca'nın bir gün subaşıya işi düşmüş.Herif haraç ve rüsvetyiyen bir adammis.hoca fakirne yapsin.bir çömlege toprak doldurmus,ve üstüne bal sivamis.gitmisis isini götürmüs,ilamini almis.memnun ertesi gün kapisinda bir adam bitmis -hoca demis,subasi ilamda bir kusur etmis.geri istiyor... hoca yutar mi -kusura bakmasin evlat,demiskusur ilamda degil çömlekteydi.





:-) :-) :-) :-) :-)



MAYA TUTARMI




Hocanin cani bir gün sarma çeker.Ama elinde yogurt bakraçlari anasi da aglamis ne yapim ne yapim derken aklina göl gelmis.Gelmis gölün kenarina,atmis bakraçlari kenara çikarmis sarmis sigarasini hafif hafif demleniyor.Sonra birden bekçinin düdügünü duymus. Eyvah simdi yandik derken aniden atmis sarmayi bakracin içine sonrada bakraci tutmus göle dökmeye baslamis.O esnada bekçide yaninda bitivermis.Bakmis bakmis anlamamis sonra hocaya sormus ne yapiyorsun diye.Hocada görmüyor musun yogurt mayaliyorum demis. bekçi kahakahalar içinde ilahi hoca koca göl hiç maya tutar mi demis.Hocada ya tutarsa diye cevap vermis.Sonra bekçi ilahi hoca diyip güle güle yoluna devam etmis.Hoca hem keyfine hem yogurda yanarken bekçinin arkasindan bakip simdi bu salak herkese anlatir demis.





:-) :-) :-) :-) :-)




MUM ATEŞİYLE PİŞEN YEMEN




Bir gün Nasreddin Hoca ve arkadaşları iddiaya tutuşmuşlar. Eğer Hoca karanlık ve soğuk bir gecede, sabaha kadar köy meydanında bekleyebilirse arkadaşları ona güzel bir ziyafet çekecekmiş. Şayet bunu beceremezse o, arkadaşlarına ziyafet çekecek. Kararlaştırılan gün Hoca meydanın ortasında, sabaha kadar tir, tir titreyerek beklemiş. Sonra yanına gelenlere :
-- Tamam demiş. İddiayı kazandım.
-- Ne oldu ne yaptın demişler.
-- Bekledim sabaha kadar demiş.
-- Hayır demişler. Sen uzaktaki bir mum ışığı ile ısınmışsın. İddiayı kaybettin! Ziyafetimizi hazırla. Hoca çaresiz kabul etmiş. Ziyafet vakti kocaman bir kazanın altına minicik bir mum koymuş. Güya yemek pişirecek.
-- Ne yapıyorsun? demişler. Kıs, kıs gülerek cevap vermiş :
-- Bu mum sıcağıyla size yemek pişireceğim arkadaşlar. Uzaktaki bir mum ışığıyla ben nasıl ısındıysam, bu kazandaki yemek de öyle pişecek!..






:-) :-) :-) :-) :-)




NEYZEN



Timur, sanatlarin koruyucusu, bos zamaninda ney sesiyle ruhunu dinlendirmekten hoslanir oldu. Bir sure icinde, tek bir calgicidan, emirin dinlenme koskunde gozu kapali yuze yakin neyzenden koca bir orkestra olustu.
Hoca'ya Timur'un yeni tutkusu anlatilinca, Hoca kendisinin imparatorlukta en iyi ney calan, siradan prensler icin cok pahali oldugunu yaydirir etrafa. Han'in huzuruna getirildiginde, buyuk bir maas mi yoksa baska bir sey arasinda tercih yapmasi teklif edilir. Tahmin edebileceginiz gibi maasi kabul eder ve ondan sonra saray muzisyenleri arasinda zevkli bir hayat surer.
Bir gun Timur'a bir misafiri tarafindan, bir neyzeni tek basina dinlemek, yuz neyzeni ayni anda dinlemekten yuz kat daha zevkli oldugu anlatilir. Bunun uzerine, Timur her neyzene sirayla calip kendisini eglendirmesini emreder.
Kendini gosterme sirasi gelmeden cok once, Hoca coktan gogsunde agrilar hissetmis ve artik ney calmaktan vazgecmisti.





:-) :-) :-) :-) :-)



O ZAMAN GÖR FERYADI


Hoca eşeğini kaybetmiş ve arıyor, bu arada da neşeli bir türkü tutturmuş.
Birisi kendini sormaktan alıkoyamaz:
-Hoca Efendi, eşeğini kaybettiğini herkes bilirken, türkü söylemeni duymak eğlenceli görünüyor. Oysa kaybına feryat edip ağlaman beklenirdi!
-Son bir ümidim, aptal mahlukun şu küçük tepenin arkasında olabileceğidir. Eğer değilse, bekle ve gör o zaman sen bendeki ağlamayi feryadi!






:-) :-) :-) :-) :-)



PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR





Nasreddin Hoca bir gün pazara gidiyormuş. Çocuklar hocanın etrafını sarmışlar. Hep bir ağızdan bağırmaya başlamışlar. Kimisi "Hoca bana çakı al!", kimisi "Hocam bana şeker getir!", kimisi "Hocam bana düdük al!" diye bağırıp dururken, çocuğun biri cebinden bir on kurus çıkarmış "Hocam, bana lütfen bir düdük alabilir misiniz acaba? Size zahmet olacak ama..." demiş. Nasreddin Hoca on kurusu almış, kuşağına sokmuş, yola düzülmüş. Akşam olmuş, Hoca öteberisini almış, pazardan dönerken çocuklar yine etrafını sarmışlar, "Hocam benim çakı nerede?", "Hocam benim şekeri aldın mı?" derken Hoca elini kuşağına atmiş, bir düdük çıkarmış ve "Parayı veren düdüğü çalar" demiş.



:-) :-) :-) :-) :-)



PEYGAMBERİ BARBAR CENGİZ



Hoca bir gun Timur'un adamlarindan birine sormus:
-Sen hangi mezheptensin?
Adam elini gogsune koyarak,
-Emir Timur! demis.
Oradaki bir baskasi
-Hoca Efendi, bir de peygamberini sor bakalim, demis.
-Gerek yok, demis Hoca. Imami Topal Timur olursa, peygamberi de kesinlikle Barbar Cengiz'dir!.





:-) :-) :-) :-) :-)



SAHİBİNE VERİRİM



Nasreddin Hoca fakirlikten Kurban Bayramı'nda kurban kesememiş.Bayram namazından dönerken sokakta bir keçi görmüş, hemen yakalayıp kurban edip yemiş.Bunu öğrenen komşusu Nasreddin Hoca'ya :
-Hocam kıyamet günü keçi için sorguya çekileceksiniz, o zaman ne diyeceksiniz? demiş.
Hoca :
-İnkar ederim, demiş.
-İnkar edemezsiniz, kıyamet günü keçi dirilip tanıklık edecek.
-Öyleyse daha iyi, demiş Hoca.Kıyamet günü keçi dirilip gelse hemen yakalayıp sahibine geri verip bu dertten kurtulurum





:-) :-) :-) :-) :-)



SANANE




Birgün Nasreddin Hoca eve dogru yürüyormus bir arkadasi arkadan seslenmis aman hoca gördünmü biraz önce geçen helva kazanini agzina kadar doluydu.Hoca istifini bozmadan banane demis.Arkadasi ama hoca helve kazani sizin eve gidiyordu buna ne dersin demis hoca yine istifini bozmadan ozaman sanane demis.





:-) :-) :-) :-) :-)




SENDE DÜŞTÜN



Nasreddin Hocanin bir gün karisi
ölmüs.Bir ay sonra kocasi ölmüs dul bir kadinla evlenmis.Evlendigi kadin Hoca ya sürekli eski kocasini anlatiyormus.Yine bir gün yatakta kocasini anlatiyordu.Iste benim kocam söyle yapardi,böyle yapardi...Hoca sinirlenmis ve kadina bir tekme atmis ve kadinyere düsmüs.Kadin sormus aman Hoca niye attin beni.Hocaninda cevabi hazir:
"Eee yatakta bi sen yatiyosun bi ben bide eski kocan üçümüz siğamadik sende düstün.."




:-) :-) :-) :-) :-)



SÜNNET DİYEYİM DE




Nasreddin Hoca'nin evine bir gun uc molla misafirlige gelir. Ucu de birbirinden obur seylermis. Hoca ne yemek cikarmissa silip supurmusler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da "sunnettir" diye ekmekle iyice siyirirlarmis. Bu sirada odaya Hoca'nin oglu girmis. Mollalar Hoca'yi memnun etmek icin:
-Aman ne guzel cocuk...Adi ne bunun? diye sormuslar.
Hoca:
-Adi Farzdir, demis.
Mollalar sasirip birbirlerine bakmislar:
-Bu ne bicim isim Hoca Efendi? demisler. Simdiye kadar boyle bir isim hic duymamistik.
Hoca hemen tasi gedigine koymus:
-Ya, sunnet diyeyim de onu da mi yiyesiniz?





:-) :-) :-) :-) :-)




TARİFESİ BENDE




Hoca bir ciger almis evine gidiyormus. Yolda bir dostuyla karsilasmis. Adam:
-Bak sana guzel bir ciger yemegi tarifi yapayim da bunu agiz tadiyla ye, demis.
Hoca rica etmis:
-Benim aklimda kalmaz. Bir kagida yaziver.
Adam yazip vermis. Hoca biraz sonra lezzetli bir ciger yemegi yiyecegini dusunerek dalgin dalgin giderken, bir caylak elindeki cigeri kapip kacmis...
Hoca caylagin ardindan bir sure baktiktan sonra elindeki kagidi havaya kaldirmis:
-Agiz tadiyla yiyemeyeceksin. Tarifesi bende!...





:-) :-) :-) :-) :-)




TESTİYİ KIRMADAN ÖNCE



Nasreddin Hoca oğlunun eline bir testi tutuşturup çeşmeden su getirmesini istemiş. Çocuk dışarı çıkarken de ensesine bir tokat atıp :
-- Testiyi kırma ha ! diye öğüt vermiş .
Bunu gören komşulardan biri :
-- Yahu Hocam demiş, henüz testiyi kırmadan niye dövüyorsun yavrucağızı ?
Hoca cevap vermiş :
-- Testiyi kırdıktan sonra neye yarar be birader !




:-) :-) :-) :-) :-)




YA AŞKA GELİRSE




Nasreddin Hoca ile arkadaşları Konya'da bir eve akşam yemeğine davet edilmişler.Ev eski ve ahşap, bastıkça tahtalar gıcırdıyor, hoca laf atmış :
-Evin tahtaları ses veriyor!
Adam ukala ya :
-Bizim ev pek sofudur, ara sıra zikreder!
Hoca laf altında kalır mı :
-Ya aşka gelip secdeye varırsa!





:-) :-) :-) :-) :-)




YA DEVE ÖLÜR YA TİMÜR YA DA BEN




Bir gun Timur, Hoca'yla hosbes ederken, "Buradan attim kilici, varip Halep'de oynadi bir ucu!" kabilinden, sozu uzattikca uzatarak, buyuttukce buyuterek, pireyi deve yapar.. Hoca canindan bezer. O da tutar, Allahin devesini, dev yapili bir mahluk haline kor:
-Dogrusu elimden nice develer gelip gecti ama, boylesini gormedim. Uc desem, kanatlaniyor; yuru desem, ayaklaniyor. Ne care ki, benim comez misali okumasi var, yazmasi yok! kabilinden satar, savurur.
Timur buna, parmagini isirir:
-Aman su mahluku bir goreyim! der.
Hoca hic istifini bozmadan:
-Devletlim, der; bugunlerde, namaz baslarini ogretiyorum. Allah izin verirse, seneye yine geldigimde, onunuze diz coksun!" der
Timur seneyi iple ceker.
O gun gelince, Hoca:
-Sormayin efendim, Kurani okumaya baslayinca, oyle bir aska geldi ki, simdi de, "Hafiz olacagim!" diye tutturdu. Allah ecelden aman verirse, bir daha ki seneye getireyim de hifzini dinleteyim! deyip Timurun otagindan ayrilir.
Timur, gene seneyi iple cekmeye baslar, Hoca'nin esi dostu;
-Bre Hoca, sen kaninla mi oynuyorsun? Kacin kurdu Timur; boyle mavallari yutar mi? diye cekip cekistirince, Hoca;
-Yahu, ne telas ediyorsunuz, seneye kadar cok zaman var. O zamana kadar Ya deve olur, ya ben ya da Timur!.





:-) :-) :-) :-) :-)




YELPAZE




Nasreddin Hoca, geçim sıkıntısından tavuk tüyünden yelpaze yapıp satmaya başlamış.Müşteriler yelpazeyi kullanıp denemiş, tüyler hemen dağılmaya başlamış.
-Bu nasıl yelpaze, sallar sallamaz tüyleri dökülmeye başladı, demiş müşteriler.
Hoca :
-Kullanmasını bilmek lazım, yelpazeyi sıkı tutarak, başınızı iki tarafa sallarsanız olur, diye cevap vermiş





:-) :-) :-) :-) :-)




YEMEĞİN BUĞUSU PARANIN SESİ



Nasreddin Hoca Akşehir'de kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış bir aşçı, diğeri de boynu bükük bir fakir. Aşçı sözü almış :
-- Hocam demiş, ben bu adamdan davacıyım. Dükkanın önünde fasulye pişiriyordum. Tencerenin kenarından buğusu çıkıyordu yemeğin. Bu adam elinde somunla geldi. Kopardığı lokmaları yemeğin buğusuna tutup başladı atıştırmaya. Nihayet koca bir ekmeği bitirdi. Ondan fasulye buğusunun parasını istedim, vermedi.
Nasreddin Hoca anlatılanları dikkatlice dinledikten sonra fakire dönüp :
-- Doğru mu bunlar ? diye sormuş.
-- Evet, demiş fakir adam.
-- Öyleyse para kesesini çıkar bakalım.
Zavallı fakir kadı efendiye karşı gelememiş. İçinde üç beş akçe bulunan para kesesini Hoca' ya uzatmış. Bu sefer aşçıyı çağırmış yanına. Keseyi kulağına yaklaştırarak şıngırdatmaya başlamış. Sonra da :
-- Haydi demiş aldın işte alacağını. Aşçı :
-- Nasıl olur ? diye şaşkınlığını belli etmiş. Paramı vermediniz henüz. Hoca cevap vermiş :
-- Fazla uzatma, yemeğin buğusunu satan paranın da sesini alır elbet !




:-) :-) :-) :-) :-)




YORGAN GİTTİ KAVGA BİTTİ



 

 

 

Hoca bir gece yarısı kapısının önünde bir kavga gürültü duyar, yataktan kalkar karısına seslenir:

 

 

 

-Hanım kalk, şu mumu yakta çıkıp bir bakayım dışarıda neler oluyor.

 

 

 

Karısı onu önlemek istemiş.

 

 

 

-Gece yarısı nene gerek, karışma sen!

 

 

 

-Olur mu hanım! Bu patırtı gürültüde uyunur mu?

 

 

 

Gerçekten kapı önünde bağırıp çağırmalar uzayıp gitmekte imiş, kadın kalkıp mumu yakmış. Hoca hava buz gibi olduğu için yorganı sırtına alıp aşağıya inmiş. Kapı önünde toplananlara:

 

 

 

-Ne oluyor burada?

 

 

 

Diye sormuş, daha ne olduğunu anlamaya kalmadan adamın biri karanlıkta hocanın sırtından yorganı aldığı gibi ortalardan kaybolmuş. Hoca uyku sersemi büsbütün şaşırmış. Zaten kavgada bitmiş, herkes dağılmaya başlamış. Hoca, hırsıza kaptırdığı yorganına üzüle üzüle, soğuktan büzüle büzüle yukarıya çıkmış. Onu merakla bekleyen karısı:

 

 

 

-Neymiş o gürültüler, kavganın nedenini anlayabildin mi? deyince hoca, düşünceli düşünceli şu cevabı vermiş:

 

 

 

-Ne olacak, kavga bizim yorgan içinmiş. Yorgan gitti kavga bitti! demiş



:-) :-) :-) :-) :-)










1   2   3   4

Bugün 1 ziyaretçi Buradaydı !
http://www.frigvadisi.org/images/sag-buton-iletisim.png

Aşk - toplist Toplist. Gazete oku. Sohbet Toplist
Zirve100




Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol